PDF formatında oku

yilmaz cakalogluBaşkanın kaleminden;

2019 zor geçti, 2020 insanlık için tam bir imtihan yılı…

Prof.Dr.Yılmaz Çakaloğlu
Türk Karaciğer Vakfı (TKCV) Başkanı

            Her şey giderek daha zorlaşıyor. Ekonomik durum hepimizin en büyük sorunu… Siyasi ortam herkesi, en iyimserlerimizi bile karamsar bir ruh haline mahkûm ediyor. Akademiye, akademisyene, ehliyete, liyakate, dürüstlüğe, üretime, hakkı ile kazanana, iyi vatandaş olmak için her türlü çabayı gösterenlere uygun ortam ve iklim giderek bozuluyor ülkemizde… İlkesiz, kuralsız bir mutlak iktidara sahip olma macerasına maruz kalan ülkemin insanları moralsiz, keyifsiz, yorgun, bezgin ve tükenmiş, yarınından ümitsiz ve en kötüsü çocuklarının geleceği için hiç olmadığı kadar endişeli… Canım ülkemin birbirinden güzel insanları, hatta aileler ikiye bölünmüş, birinin siyah dediğine, diğeri beyaz diyor. Her gün görsel ve yazılı basında ve sosyal medyada yeni ve hemencecik eskiyecek olan bir gündem olmasın ki görsel medyanın tescilli konuşmacıları günlerce nefesini tüketsin ve asla ve katiyen hiçbir sonuca ulaşılamasın, ya da hazırlanmış senaryonun amaçladığı noktaya gelince, menzile varılınca birden mevzu ortadan kalkmasın… Yeni bir tartışma konusu, yeni bir kördüğüm ortaya atılıncaya kadar…

            Derken bir gün, 2020 yılının ilk aylarında, hatta 2019’un son iki ayı olan Kasım, Aralık’ ta başlayarak giderek artan bir şekilde gündemimize oturan, bütün dünyanın üzerine bir kâbus gibi çöken Corona virüs enfeksiyonunun en son modeli (SARS-CoV-2 Virüs) ve onun yaptığı hastalık COVID-19 arzı endam eyledi ve hayatımızın en önemli konusu haline geldi. Çin kaynaklı bu virüs muhtemelen yarasalardan insanlara geçen, mutasyona uğrayarak insanlarda hastalık yapma yeteneği (kötülüğe sebep olan değişim ve edinilen yetenek; değişim her zaman iyi ve olumlu değildir için örnek) kazanan ve başlıca solunum yolu ile (öksürük, hapşırık, yüksek sesle konuşma, yakın temas vb) bulaşan alçak bir virüs… Çin’in Wuhan şehrinden neşet eden, nedense Pekin ve Shangay’a ve komşu Hindistan’a pek uğramadan, doğrudan Avrupa ve kuzey Amerika’yı ve Akdeniz ülkelerini perişan eden, daha sonra Rusya, Güney Amerika, Hindistan, Ortadoğu ve Afrika ülkelerini yere seren güdümlü bir virüs adeta… Pandemi uzadıkça sorunlar yumağı büyüyor ve bütün dünya giderek daha çok etkileniyor. Türkiye görünürde erken kararlar alıp gerekli ilaçları zamanında temin eden ve her hastaya en üst düzeyde tedavi imkanlarını erken sunan sağlık sistemi ve çok iyi yetişmiş hekimler, hemşireler ve yardımcı sağlık personeli ve mükemmel tedarik zinciri ve sağlık bakanı ve bilim kurulunun doğru yaklaşım ve kararları ile bu melanetin ilk saldırısını diğer ülkelerle mukayese edildiğinde görece en az zayiatla atlattı. Zannediyorduk ki maalesef rakamların yanlış ya da farklı değerlendirildiği ortaya çıktı. Hasta sayısında rekor kıran ülkeler arasında yerimizi aldık. Ölüm rakamlarımız hala düşük görülüyor. Ne yazık ki bu doğru değil. Gerçek sayı bildirilenin en az 2 katı olmalı…  Ama hepimizin, bütün dünyanın tadı kaçtı. Pandemi uzadı, kronikleşti. Artık ümidimiz aşıda.

            Dünyada Corona virüsünün yaptığı COVID-19 hastalığına bağlı ölümler 2020 sonu itibarı ile iki milyona doğru koşarken, bizim her şeye rağmen yeniden, her yıl 1,4 milyon insanın ölümüne yol açan kronik viral hepatit konusuna dönmemiz ve bu konudaki faaliyetlerimizi devam ettirmemiz gerekiyor. 2019’da meydanlar da idik. 2020 yılı farklı oldu. Bu yıl 28 Temmuz dünya hepatit gününde (DHG) her zamanki gibi bir açık hava etkinliğini, bando ve müzik eşliğinde danslar, harmandalı ve pandomim gösterileri ile süslediğimiz klasik şenliğimizi gerçekleştiremedik. Koşullar ve kurallar buna imkân vermedi. Ancak yazılı ve görsel basında ve sosyal medyada yeterince yer alıp sesimizi duyurmaya çalıştık. İstanbul Büyükşehir Belediyemiz sağlık ekibi ve kent konseyinin yardımları sayesinde Hep-Yaşam derneği ile birlikte şehrin önemli meydanları ve bulvarlarında ki “billboard”larda özenle hazırlanan afişlerimiz yer aldı, ilçe belediyelerin katkıları ile meydanlara bez pankartlar asıldı ve yazılı ve görsel medyada ve aynı zamanda WHA (“World Hepatitis Alliance”) web sayfası ve İngilizce bültenlerinde yer aldık. Yani daha değişik ve güncel araçları devreye sokarak farklı ve kanaatimce oldukça etkili bir faaliyet kümesini gerçekleştirdik. Sosyal medyada viral hepatitler ve karaciğer hastalıkları ile ilgil yeni açılımlarımız oldu ve önemli geri dönüşler aldık. Bu konuda Hilal Ünalmış Duda, Mine Güven ve Begüm Ceyda Çakaloğlu’na özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederim.   

            Ülkemizdeki kronik B hepatiti ve C hepatiti hastaları ve onların tedavisi ile ilgili sorunlarımız başka bir boyuta ulaştı. Yıllarca etkili, sonuç alıcı tedavi ilaçlarının olmadığından yakındık, dem vurduk. Daha sonra Amerika ve Avrupa’da ruhsat alıp henüz ülkemize gelmemiş olan ilaçların SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) tarafından ödeme kapsamına alınması ve ilaçların kullanımındaki kısıtlamaların kaldırılması için mücadele ettik. Tabi ki her zaman halkımızı ve hekimlerimizi kronik viral hepatitler konusunda bilgilendirmek ve farkındalığı ve duyarlılığı artırmak için sürdürdüğümüz çabaları aksatmadan devam ettik. Bugün geldiğimiz noktada sorunun mahiyeti ve çözümü için yapılması gerekenler şöyle sıralanabilir:

  1. Ülkemizde kronik hepatit B ve hepatit C ile mücadelede her türlü imkana sahibiz.
  2. Hepatit B için son derece etkili ve güvenli aşılar mevcuttur.
  3. Hepatit B tedavisi için ağız yolu ile alınan güçlü antiviral etkili ve en yeni ilaçlar var.
  4. Hepatit C tedavisi için son derece etkili ağız yolu ile alınan ve virüsü kalıcı olarak yok eden (kür sağlayıcı) tedaviler mevcut.
  5. Tedavi edilmesi gereken her hastaya gastroenteroloji veya enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının raporu ile bu ilaçlar SGK tarafından ücretsiz olarak sağlanmaktadır.                                          

            İnsanın daha ne olsun… Her şey çok iyi, mükemmel diyesi geliyor. Peki, sorun ne?  Sorun dünyada on milyonlarca, ülkemizde yüzbinlerce sayıda hepatit B’li ve hepatit C’li hastaların, durumlarından habersiz yani hasta olduklarını bilmeden yaşıyor olmalarıdır. Kronik viral hepatit siroza ilerleyene kadar belirtisiz, sessiz bir hastalıktır. Ancak ve ancak kanda hepatit B ve hepatit C testlerinin yapılması ile tanı konabilir. O zaman TC Sağlık Bakanlığı ile birlikte Türk Karaciğer Vakfı (TKCV), Hep-Yaşam Derneği ve diğer konu ile ilgili yapılanmalar (Viral Hepatitle Savaşım Derneği, Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği ve Türk Gastroenteroloji Derneği gib) hep beraber özellikle erişkin yaştaki insanlarımızın hepatit B ve C testlerini yaptırmalarını teşvik eden kampanyalar, bilgilendirmeler ve sosyal aktivitelerde bulunmalıdırlar. 2019 yılında TKCV ve Hep-Yaşam Derneği ve diğer paydaşlarımızla beraber Kadıköy İskele Meydanında düzenlediğimiz etkinlik bu faaliyetlerin en canlı ve olumlu örneklerinden biri oldu.

            Bir önceki sayıda değindiğimiz gibi DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) mevcut HBV aşısı ve kronik hepatit B ve hepatit C tedavisindeki etkili ilaçlar sebebiyle bütün dünya için; Kronik Viral Hepatitlerin Eliminasyonu (kontrol altına alınması) programını gündeme getirdi ve bu bağlamda bütün dünyada en geç 2030 yılına kadar;

  1. Bir ülkedeki hepatit B ve hepatit C’li hastaların en az %90’ına tanı konulması,
  2. Tanı konulanların en az %80’inin ilaçlara tedavi alması,
  3. Kronik viral hepatitlere bağlı ölümlerin en az %65 oranında azaltılması, ortak hedeflerini belirlendi. Bu amaca ulaşmak için eksik olan; hastalığından habersiz kayıp onbinlere, yüzbinlere ulaşmak ve tanı konulan hastaları tedavi etmektir.  

EVET, HERKES MUTLAKA HEPATİT B ve HEPATİT C TESTLERİNİ YAPTIRMALI, HEPATİT B veya HEPATİT C TANISI KONULANLAR GECİKMEDEN TEDAVİ OLMALIDIR.  ERKEN TANI ve TEDAVİ SİROZ ve KARACİĞER KANSERİ GELİŞMESİNİ ÖNLER, NORMAL YAŞAM SAĞLAR.   

            TKCV’nin en önemli faaliyetlerinden birisi olan Türkiye-Azerbaycan Ortak Hepatoloji Kursu’nun 5. cisi  6-7 Aralık 2019’da İstanbul’da, Azerbaycan’dan 30, Türkiye’den 60 civarında hekimin katılımı ile gerçekleştirildi. Bu bilimsel ve sosyal etkinliğin gerçekleşmesindeki büyük katkılarından dolayı Memorial Sağlık Grubu yetkililerine ve Türk Gastroenteroloji Derneği başkanı ve yönetim kuruluna TKCV adına teşekkür eder, desteklerinin devamını dileriz.  Bu yıl Bakü’de yapılması gereken 6. kurs malum pandemi sebebiyle yapılamayacak, bir aksilik olmaz ise 16 Aralık 2020 tarihinde “Covid-19 ve Karaciğer Hastalıkları” konulu bir e-toplantı (“webinar”) şeklinde değerlendirilecektir. Program dergide verilmiştir. Bu arada yeri gelmiş iken Azerbaycan halkının 30 yıldır işgal altında olan Karabağ’ı esaretten kurtarma mücadelesine tam destek veriyor, Ermenistan ve destekçilerinin sağduyulu davranıp daha fazla kan dökülmeden, BM kararlarına uyarak Karabağ’dan çekilme kararı almalarını umuyorum.  Bu kardeşin kardeşe verdiği bir destektir. Bundan gayrisi düşünülemez. Savaşın bir an önce adalet ve barışla son bulmasını ümit ve temenni edelim…

            Yine zengin bir yazılar topluluğu ile ilke defa “e-dergi” olarak karşınızdayız. Ağırlıklı olarak viral hepatitlerin ele alındığı bu sayıda alkole özel bir bölüm ayırdık. Sadece alkole bağlı karaciğer hastalığı değil, alkole bağlı medikososyal sorunlara, kardiyolojik hastalıklara ve alkolün göz sağlığı üzerine olan etkilerine değinilen yazılara yer verdik. Bağımlılıkla ilgili olarak elektronik sigaranın ciddi risklerine dikkati çeken bir yazı ile, teknoloji bağımlılığı (dijital bağımlılık) konusunu içinde bulunduğumuz döneme özgü sorunlar olarak değerlendirdik.  Her zamanki gibi 2019-2020 dönemine ait faaliyetlerin ve üyelerimize ait haberlerin özeti ile vakfımıza başvuran hastaların veya yakınlarının ve viral hepatitle ilgili sosyal sorunlar yaşayan insanlarımızın sorularına bilimsel ve hukuki çerçevede verdiğimiz uzman cevaplarını ve hastalarla yazışmaları ilgi ile okuyacağınızı ümit ediyorum. 

            Hepatit B tedavisinde önemli bir gelişme olarak sizlere duyurmak istediğimiz “Tenofovir Alafenamide”  (TAF) etken maddeli ilacın SGK tarafından, daha önceki özel şartlar da kaldırılarak hastaların kullanımına sunulması ile ilgili ve hepatit B tedavisindeki yenilikleri ve beklentileri ele alan bir yazı ile hepatit C tedavisi ile ilgili son durumu değerlendiren yazımız herkese çok yararlı olacaktır düşüncesindeyim.  Ayrıca Nilay Danış ve Ahmet Gürakar hocanın HCV pozitif kadavra vericilerinin karaciğer naklinde kullanılması ve böylece donör havuzunun genişletilmesini ele alan makalesi hepimiz için çok yararlı olacaktır. Diğer taraftan dünyada sıklığı ve önemi giderek artan kanserlerin başında gelen karaciğer kanseri  (Hepatoselüler Karsinoma) konusunu ele alan Amerikan Karaciğer Birliğinin kılavuzu niteliğindeki önemli bir yazıya dergimizi izleyen hekim meslektaşlarımızın yararlanması için Türkçe çeviri olarak yer verilmiştir.

            Türk Gastroenteroloji camiasının büyük ismi, Türk dünyası ile Gastroenteroloji ve genel olarak bilimsel çalışma, araştırma ve yayın yapma konusunda yılmadan çalışan,  Türkçe’ye ve İstanbul Türkçe’sinin Türk dünyasının anadili olarak yaygınlaşması ülküsüne büyük emek veren ve “Dilde, Fikirde ve İşte Birlik” şiarı ile olaylara bakan, asla vazgeçmeyen, geri adım atmayan, inatla ve ısrarla doğru bildiğini savunan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu  Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerini her ortamda tavizsiz savunan, her fırsatta bizlere ve öğrencilerine bilimin ve özgür akademik dünyanın önemini  anlatan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji bilim dalı öğretim üyesi hocamız Prof.Dr.Ali Özden’in daha önce Güncel Gastroenteroloji dergisinde yayınlanan yazılarından yaptığım alıntıları dikkatle okumanızı salık veririm. Uzun sure yoğun bakımda kalarak yaşama tutunma mücadelesi veren Ali Özden hocayı, 30 Ağustos 2020’de kaybettik. Ona da ya 30 Ağustos ya da 29 Ekim gibi tarihlerinden bir yakışırdı zaten. Ölüm tarihi bile bizlere bir mesajdı. Hiç unutmamız mümkün değil. Uzun yıllar önce Afyon’da Ali Özden hocanın düzenlediği bir bilimsel toplantı için bir araya geldik ve 27 Ağustos seher vakti, gün doğmadan büyük taarruzun başladığı Kocatepe toplandık binlerce vatansever. Fahir Atakoğlu’nun sihirli piyanı nağmeleri ile ulvi bir atmosfer oluştu semada… Unutulmazdı. Bu duygularla camiamızın son devrimcisi, son efesi, sonsuz ulusalcı ve yurtseveri Ali Özden hocamız için birkaç paragraf da bendeniz kaleme aldım. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin. 

            Prof.Ahmet Gürakar ve vakıf başkanı olarak benim şahsen desteklediğimiz “Prof.Dr. Muzaffer Gürakar Karaciğer Araştırmalarını Teşvik Bursu”nu yeniden ihdas ederek, genç araştırmacıları desteklemek için kaynak yaratacağız. Bununla ilgili şartları ve jüri üyelerini dergimizde bulacaksınız. Bu sayımızda da hem bilimsel, hem de bilgilendirici ve halkımıza hitap eden nitelikte çok sayıda yazı ile karşınızdayız. Umarım yaralı olur ve emekler boşa gitmez. Dergimizin bu sayısını sizlere öncelikle “e” dergi olarak ulaştıracak, daha sonra mümkün olursa basılı halini göndereceğiz. Bu sayımızı e-dergi olarak hazırlayan yönetim kurulu üyemiz Koray Tuncer'e şahsım ve TKCV adına sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Corona Virus ile mücadelede kaybettiğimiz sağlık çalışanları ve vatandaşlarımıza ve aramızdan ayrılan vakıf üyelerimize Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyor, bir sonraki sayımızda daha sağlıklı ve pandemisiz bir ülke ve dünyada buluşmak istiyoruz. TKCV yönetim kurulu adına sevgi ve saygılarımla.  

 07 01 01 07 01 02 

Prof. Dr. Nuru Bayramov Azerbaycan Tıp Üniversitesi adına TKCV başkanına teşekkür plaketi  veriyor (solda)  ve
Prof.Dr. Yılmaz Çakaloğlu akademik kariyerinde hocası ve mentörü olan Prof. Dr. Atilla Ökten ile birlikte.
Türkiye-Azerbaycan Ortak Hepatoloji kursundan resimler….

 

AzerbaycanPDF formatında oku